Bu aralar kendimi koca bir feminist (ya da hümanist vs) olarak tanımlamak hoşuma gidiyor. Ve bu yüzden eleştirilmek de. Bir şeyleri başardığımın en iyi ispatı eleştiridir bana göre. Eğer bir düşüncemden dolayı eleştiriliyorsam, o düşüncemi tam manasıyla kabul etmişim demektir. Aksi takdirde -eminim ki- kimseyle eleştiri iletişimini kuramazdım.
6 Eylül 2011 Salı
Eleştiriye Minnet
Her insan gibi benim de hayatta bazı takıntılarım var ve bu takıntılarımı seviyorum. Evet; memnun olmayı, onlarla yaşamayı hatta onlarsız yapamamayı öğrendim. Bu hiç zor olmadı. Hayatta edindiğiniz fikirler yüzünden bir çok kere eleştiri odağı oldunuz ya da ötelendiniz. Bunun için sevinmeyi denediniz mi?
5 Eylül 2011 Pazartesi
teklemekler1
"İnsan; bir yere sığamıyor" diye yazıp uzun süre bekledim karşısında. Düşündüm: İnsan neye tam olarak uyabilir ki? Ya da gerçekten sığamaz mı, yoksa dolduramaz mı? İnsan aynı anda kaç şey birden olabilir ya da olamayabilir?
Her şeyden önce insan; koca bir komedi.
Her şeyden önce insan; koca bir komedi.
12 Ağustos 2011 Cuma
Başka
Bir kitap hayatımızı değiştirebilir mi? Bunun yanıtı koca bir "Evet". Herhangi bir karakter ya da olay döngüsü insanın şuurundan parçalanmış yansıması gibi. O kadar derin ki bazen kendini tanıyamayabiliyoruz o yansımalarda. Bu yüzen her karakter biraz 'biz' oluyor, biz ise her karakter. Kızıyoruz, seviyoruz, özlüyoruz... hepsini aynı anda hem içimizde hem de yansımamızda yaşıyoruz. Ancak çoğu zaman yansımalar aldatıcı olabiliyor ya da bazen aldatılmak istiyoruz. Bunun en kolay yolu da kendimizi farklı karakterler içinde koymak, hem kendimiz hem bir başkası olmak.
Aslında her insan biraz başkasıdır!
Çoğu zaman yaptıklarıma anlam veremiyorum ve bu konuda yalnız olmadığıma eminim. Oturup "ben ne yapıyorum böyle?" diye sözde durum muhasebesine giriştiğim çok olmuştur. Hiçbir zaman bir sonuca varılmayan muhasebeler... Hemen sonra bu muhasebeyi de anlamsız bulup içimden geldiği gibi davranmaya devam ediyorum. "Bu ben değilim" ıskaları; içindeki başkasını tanımlayamama eylemi bana göre.
İçimizdeki 'ben'i serbest bırakmayı öğrenmemiz lazım.
belki yardımı dokunur:
http://fizy.com/#s/1d33fx
Aslında her insan biraz başkasıdır!
Çoğu zaman yaptıklarıma anlam veremiyorum ve bu konuda yalnız olmadığıma eminim. Oturup "ben ne yapıyorum böyle?" diye sözde durum muhasebesine giriştiğim çok olmuştur. Hiçbir zaman bir sonuca varılmayan muhasebeler... Hemen sonra bu muhasebeyi de anlamsız bulup içimden geldiği gibi davranmaya devam ediyorum. "Bu ben değilim" ıskaları; içindeki başkasını tanımlayamama eylemi bana göre.
İçimizdeki 'ben'i serbest bırakmayı öğrenmemiz lazım.
belki yardımı dokunur:
http://fizy.com/#s/1d33fx
Hayat Tünek
Son günlerde düşündüğüm şeylerden biri de hayatın ne anlama geldiği olmuştur. Bazı kararlar veriliyor ve bu doğrultuda ilerleniyor. Benim bir türlü anlamak istemediğim kararların neye göre verildiği. Önünde milyonlarca yol varken neden onca yoldan "birini" seçer ki insan? "O anki ruh hali" nağaralarını duyar gibiyim. Peki tüm kararlar; karar verilen o anlarda içinde bulunan "ruh hâli" üzerine mi inşaa ediliyor? Bu gerçekten büyük sorumluluk.
Hayatın akışı o kadar tuhaf ki, dikkat bile edilemiyor. Bir an, aniden gözlerinizi kapatıp içinde bulunduğunuz anın analizini hiç yaptınız mı? Kendinize; içinde bulunduğunuz çevreye ve ruh hâline; içinde bulunmadığınız çevreye ve ruh hâline; içinde bulunmayı reddettiğiniz çevreye ve ruh hâline, en önemlisi içinde bulunmak istediğiniz çevreye ve ruh hâline bakma fırsatı tanıdınız mı?
Bunu sağlayacak bir şey biliyorum:
Kolay gelsin:)
Hayatın akışı o kadar tuhaf ki, dikkat bile edilemiyor. Bir an, aniden gözlerinizi kapatıp içinde bulunduğunuz anın analizini hiç yaptınız mı? Kendinize; içinde bulunduğunuz çevreye ve ruh hâline; içinde bulunmadığınız çevreye ve ruh hâline; içinde bulunmayı reddettiğiniz çevreye ve ruh hâline, en önemlisi içinde bulunmak istediğiniz çevreye ve ruh hâline bakma fırsatı tanıdınız mı?
Bunu sağlayacak bir şey biliyorum:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)